Edirne: Vakit Daralıyor
Edirne… Tarihin, kültürün, bereketli toprağın ve sınırın şehri. Ama bugünlerde, bu kadim kentin taşıdığı miras ile yaşadığı gerçekler arasında derin bir uçurum var.
Sokaklarımızda artan gürültü, kuruyan göletler, taşan çöpler, kirlenen nehirler… Hepsi bize tek bir şeyi fısıldıyor: “Vakit daralıyor.” Eğer bugünü heba edersek, yarının Edirne’si yalnızca turistik bir hatıradan ibaret kalacak.
Ticaret, tarım, turizm, kültür… Her alanda bir potansiyel var, ama aynı zamanda bir ihmal zinciri de büyüyor. Gürültüyle büyüyen çocuklar, sessizce eriyen doğanın değerini henüz öğrenememiş durumda. Çiftçilerimiz verimli toprağın altında geleceğini arıyor ama bereket yerine borçla boğuşuyor. Üniversite gençliği şehirde kalmanın cazibesini bulamıyor; yolları başka kentlere düşüyor.
Edirne’nin sokakları artık motosikletin egzoz sesleriyle yankılanıyor. Kuralsızlık sıradanlaştı, kasksız sürüş normalleşti, gençlerin can güvenliği göz ardı ediliyor. Gürültü, sadece kulaklarımızı değil, kentimizin huzurunu da tırmalıyor. Herkesin fark etmesi gereken şey açık: Edirne sessizce uyarıyor, ama uyanmayanlar bedel ödeyecek.
Edirne, yalnızca geçmişiyle övünerek geleceğe yürüyemez. Herkesin yüzleşmesi gereken gerçek şu: Bu şehir ya birlikte yükselecek ya da kendi ihmaliyle gerileyecek.
Buradan tüm sorumlulara –adı anılmadan, makamı işaret edilmeden– açık bir çağrı düşüyor:
Bu kentin suyunu kurutmayın, yoksa bereketiyle birlikte itibarını da kaybedersiniz.
Bu kentin gencini göçe zorlamayın, yoksa bir gün boş kalan sokaklar sessizliğe gömülecek.
Bu kentin toprağını hoyratça tüketmeyin, yoksa gelecek nesiller sizden hesap soracak.
Bu kentin kimliğini ucuz hesaplara feda etmeyin, yoksa tarih sizi affetmeyecek.
Ve bu kentin sokaklarını düzensizliğin arenası haline getirmeyin, yoksa güvenlik ve huzur sadece hatıra olarak kalacak.
Edirne’ye sahip çıkmak, yalnızca bir belediye binasının, bir vekil kürsüsünün ya da bir makam odasının görevi değildir. Bu, topyekûn bir sorumluluktur ve ihmale tahammül yoktur.
Bugün gerekli adımlar atılmazsa, yarın çok geç olacak. Edirne’nin susuz göletleri, kirli nehirleri, boşalan köyleri ve sokaklarda yankılanan gürültü bize sessizce ders veriyor. O dersi anlamamak, yarını kaybetmek demektir.
Unutmayalım: Edirne’nin kaderi, Edirne’de yaşayanların kararlılığıyla çizilecek.